Hakkımızda
Kaynağı göster, yerini alma.
Düstur, Türk hukukunda kaynağa dayalı çalışır.
Yaptığımız iş, dağınık duran kaynağı bir araya getirmek ve her cümleyi o kaynağa bağlamak. Bir cümle bir karara ya da maddeye dayanıyorsa künyesi görünür.
Bir hukuk ajanından beklediğimiz, divan kâtibinden beklenenle aynı: geleni doğru kaydetmek, sırasına koymak, nerede yazılı olduğunu göstermek. Kendi görüşünü eklemek değil. Nihai değerlendirme her zaman avukatın; Düstur kaynağa götürür, yerini almaz.
Kaynağı göster
Bir cümle bir karara dayanıyorsa künyesi görünür.
Görüşü karıştırma
Metnin ne dediği ile bizim çıkarımımız ayrı durur.
Nihai değerlendirme avukatın
Düstur kaynağa götürür, yerini almaz.
Adımız bir kaideden geliyor.
“Şekk ile yakîn zail olmaz.”
Düstur kelimesinin karşılığı üç sözcük: kaide, kanun, nizam. Terim olarak ise Tanzimat'tan sonra Osmanlı Devleti'nde ve kuruluşundan bu yana Türkiye Cumhuriyeti'nde kabul edilen kanun ve diğer mevzuatı bir araya getiren resmî külliyatın adı.
Düstur adını taşıyan ilk kitap 1863'te, yürürlükteki kanun ve yönetmelikler toplanıp yürürlükten kalkanlar çıkarılarak hazırlandı. Ciltleri “tertip”lere ayrılır; beşinci tertip 1961'den bu yana yılda bir cilt olarak sürüyor.
Düstur tarihe kalmış bir yayın değil: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun resmî metni bugün de “Yayımlandığı Düstur: Tertip 5, Cilt 50” kaydını taşıyor. Biz de o künyeyi ciddiye alıyoruz.